YorumAnaliz.com logosu
Son Analizler - Hakan Türe : 13 eylülde umarım her şey farklı olur......      Hakan Türe : 30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMI DAİMA KUTLANACAK...Başımdan beremi çıkarmayın,O be...      Hakan Türe : "İRANLI YAZARIN DEDİĞİ GİBİ...ÖNCE AYDINLARIMIZI TOPLADILAR YOK ETTİLER..SO...      Hakan Türe : **Bir başbakan sahneye çıkıp soytarılık yapsa yarım dakika beceremez, foyas...      Hakan Türe : Çürümüşlük ve pis kokular, şaibelerle geçen koskoca sekiz yıl sıralamakla b...      Hakan Türe : BU DAVA ASLA BİTMEYECEKTİR.. YARIN HAKSIZLIĞA UĞRAYAN MAĞDURLAR SERBEST BIR...      Hakan Türe : Sanırım Aydoğdu iran islam cumhuriyetinden geldi..Bu ülkede h,ç kimse dini ...      K.ŞENGÜL YILDIZ : İşte ‘Evet’ için yapılan AKP-PKK ittifakı belgesi!önce bir soru?Ne oldu da ...      Misafir : vatandaşı dolandıranlar ÖLÜMÜ HAK EDİYOR öldüren yok gerçi her taraf doland...      Misafir : bu yazı daha eski tarihli başka bir sitede var...size ait değil bizce.hiç y...      

Bunlarda ilginizi çekebilir

  • Tüzmen:Türkiye G-7 ' de olmalıdır.
    Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen, G-7'nin genişlemesi durumunda Türkiye'nin...(18740 Okunma)
  • Türkiye'de aktif 65 milyon cep telefonu
    ...(21355 Okunma)
  • Schneider Electric Türkiye'de büyüyecek
    Fransa merkezli Schneider Electric Şirketinin Uluslararası Bölüm Başka...(20823 Okunma)
  • Türkiyeli G-20, finansal kriz için toplanıyor
    DÜNYA liderleri, 15 Kasım’da Washington’da bir...(19359 Okunma)
  • Sıcak para Türkiye'yi terk ediyor
    2007 sonunda 107 milyar doların üzerinde bulunan sıcak para, 10 Ekim i...(18643 Okunma)
  • Emeklili fonları Türkiye'de büyüyor
    Garanti Emeklilik Genel Müdürü Erhan Adalı, 2009'da 2,1 katılımcıya ...(21566 Okunma)
  • Türkiye'nin tekstil devi kapılarını kapatıyor
    ...(21457 Okunma)

  • Türkiye nereye gidiyor? Demirel 'Kimse bunalmasın geleceğe güvenin'

    Demirel'e göre 10 yıl sonraki Türkiye

    Çağdaş bir Türkiye, uygar dünyayla beraber yaşamaya alışmış, bunu uygar dünyadan koparıp, orta çağa götüreceksiniz. Bunu tasavvur edemiyorum

    Eğer rejiminiz o rejimin taraftarları tarafından sahiplenilmemişse henüz istikrara varmamışsınız demektir. Mahalle baskısı hissedilir şekilde var. Dünden daha çok var...

     Türkiye’nin önümüzdeki 10 yıl içinde nasıl bir seyirle hangi noktaya varacağını hayal ediyorsunuz?

    Daha çok kalkınmış, birçok meselelerini çözmüş AB’ne tam üye olmuş, 2020 yılının dünyadaki konjonktürüne bağlı olarak Türkiye’nin geçmişinden getirdiği sorunlar, komşularının yaratabileceği bugünden görülmesi mümkün olmayan problemler de dikkate alınarak, yeni problemlerle karşı karşıya kalmış, bunların karşısında bunları aşacak güce ve kararlılığa sahip, demokrasisini daha da geliştirmiş, yönetimini daha da iyileştirmiş, tarımdaki nüfusunu bugünkü yüzde 29’lardan 18-20’lere çekmiş, üniversitesini daha yerleşmiş, daha işler hale getirmiş, sağlık hizmetlerini daha düzgün hale getirmiş, küresel rekabete gücü olan, sanayileşmede teknolojinin, bilimin bütün imkanlarından daha çok yararlanmış, bilgi çağının imkanlarını kullanmış, araştırma geliştirme ve teknoloji üretmede de ilk 20 ülke arasına girmiş, daha güçlü, daha kudretli, daha sözü dinlenir, dostluğu aranır, dünya siyasetinde de bölge siyasetinde de denge unsuru bir ülke olacaktır. İnancım, Türkiye gayret sarf ederse bu saydığım niteliklere tam varamasa bile 2020 yılında bir hayli yaklaşır. Cumhuriyetin yüzüncü yıldönümüne geliyoruz. 

    Herkese tavsiyem şu...

    Türkiye’nin bugün sorunları vardır, dün de vardı, yarın da olacaktır. Hiçbiri Türkiye’nin önünü karartacak cinsten değildir. Aşıp geldiği sorunlara bakarsanız, bunlar da zaman içinde çözümü bulunacak sorunlardır. Türkiye gayet tabii ki demokratik cumhuriyeti, laikliği, sosyal hukuk devletini ve çağdaşlığı koruyacaktır. Türkiye güzel bir ülkedir. Kimse bunalmasın. Herkese tavsiyem şartlar ne kadar sıkıcı, şartlar ne kadar hayatı zorlaştırıcı olursa olsun, hatta ümit kırıcı birtakım olaylarla karşılaşırsa karşılaşsın kendimize güvenelim, devletimize güvenelim, geleceğimize güvenelim. Milletçe birlikteliğimizi koruyarak, birlikteliğimizi hiç yitirmeyelim. Kalkınan, uygar, barışsever Atatürk Türkiye’si, Osmanlı’nın altı asrına cumhuriyet bir asır eklemiş olacaktır. Ne güzel...

     Dünyanın gidişatına bağlı...

    “Türkiye’de toplumun ve kurumların daha da muhafazakar hale geldiği’yolundaki eleştirilere hak veriyor musunuz? Aslında değişen nedir?

    Dünya konjonktüründen kendimizi sıyrılmış sayamayız. 1989 yılında Sovyetler Birliği’nin kendiliğinden dağılması ile dünyada ideolojik kavgalar bitti. Görünürde bitti. Bilhassa yoksulu çok olan toplumlarda ideolojinin yerini geniş çapta maneviyat aldı. Bu yalnızca halkın çoğunluğu Müslüman olan toplumlarda değil, Hristiyan olan toplumlarda ve başka dinlere mensup toplumlarda da böyle oldu. Köktendincilerin gerek radikal İslamcıların gerek radikal Hıristiyancıların varmak istedikleri şey daha çok uhrevi, daha az dünyevi, yani ahiret işleriyle daha çok meşgul olması, dünya işleriyle daha az meşgul olması... Halbuki dünya işleriyle ahiret işlerinin ayrıldığı rejimler seküler rejimlerdir. Seküler rejimler dahi bugün baskı altındadır. Bizim ülkemizde de seküler rejim baskı altında ise bunu biraz dünyanın gidişatından saymak lazım. Türkiye zaten 600 küsur sene tamamen dini esaslara göre idare edilen bir devlet olması dolayısıyla ve cumhuriyetin büyük bir transformasyon yapıp dini esaslara dayalı devletten seküler esaslara dayalı devlete geçilmesini de devrimle yapmıştır. Bunun da tabii birtakım kalıntıları; sürtünmeleri vardır. Bunların hepsini dikkate aldığınız takdirde evet birtakım itirazlar, yani cumhuriyetin kökeninde mevcut olan devrime birtakım itirazlar Türkiye’de yükseldi. 

    86 yıldır varolan ihtilaf daha mı güçlendi son dönemde?

    Bence satıhta olan bitene bakmamak lazım. Bunların ölçülmesi de o kadar kolay değil. Türkiye Cumhuriyeti aşağı yukarı beşinci jenerasyonuna sahip şimdi. Bir rejim eğer 85 senede kök salmamışsa bunda bir yanlışlık vardır. Rejimin 85 senede kök saldığının çok önemli işareti bence 2007 Nisan mitingleridir. Aslında Türkiye’de olup biten bazı şeylere toplumdan bir itiraz gelmiyorsa, o, ” itiraz yok “ anlamına alınmamalıdır. Ben halkın içinden gelen, siyaseti halkla yapmış bir insan olarak şuna inanıyorum ki Türk halkı cumhuriyete sadıktır ve sahiptir. Devlet yargısıyla güvenlik kurumlarıyla diğer tum kurumlarıyla gönüllü kuruluşlarıyla beraber nizamı sağlar. Eğer halkta nizam sağlanmıyor diye bir şüphe varsa o nizamı sağlayan kuruluşlara olan güvenin bir miktar azalmış olmasından olur. Bu dalgalanma da zaman zaman olur. Ama bence Türkiye Cumhuriyeti’nin kurumlarına karşı bir güvensizliğe hiç mahal yoktur.

    ‘Kürdüm’ deme hakkı var...

    10 yıl sonra Kürt sorunu ne durumda olacak?


    Türkiye birliğini muhafaza ettiği zaman tek devlet, tek millet sözkonusu olur. İnsanlar ben Kürtüm deme hakkına sahiptirler. Ama milletin adı Türk milletidir, anayasası öyledir. Bu ülkenin insanları hangi etnik menşeden gelirse gelsin bir milletin fertleridirler. Milletin tarifinde ırk homojenitesi sözkonusu değildir. Obama her türlü kökten gelen insanlar benim milletimi teşkil ediyor dedi. Milleti tarifi bu. Bunların hedefi kaderleri müşterek, gelecekleri müşterek bugünleri müşterek bunları bağlayan anayasa ve eşit haklar. Ben bunu 10-20 senedir söylüyorum: Anayasal Vatandaşlık. Bu olacak Türkiye’de.

    Mahalle baskısını 10 yıl sonra da tartışacağız

    Bazı araştırmacılar özellikle Anadolu’da “Mahalle baskısı” nda artış olduğunu öne sürüyor. Bu yönde bir gidişatı gözlemlediniz mi?

    Evet. Gözlemledim.

    Mahalle baskısında artış var mı?

    Mahalle baskısında artış var demem ama mahalle baskısı var. Hissedilir şekilde var. Dünden daha çok var. Bunun dışarıdan da içeriden de sebepleri var.

    Ayrılma kolay değil

    Peki 10 yıl sonra da tartışıyor olacak mıyız?


    10 yıl sonra da tartışıyor olacağız. Bakın bir şey söyleyeyim. Nüfusunun büyük çoğunluğu Müslüman olup da seküler demokratik, laik ve çağdaş bir cumhuriyet idaresine sahip olan sadece Türkiye vardır. Sekülerizm dinle devleti ayırmaktır. Dinle devleti ayırırsınız, bu ayrılma kolay değildir. Bu ayrılmanın üzerinden zaman da geçecektir. Zaman geçmesine rağmen yine birtakım pürüzler devam edecektir. Fakat hiç kimse bence telaşlanmasın, bu pürüzlerin bir karşı devrim biçiminde olup cumhuriyeti silip süpüreceği ve yerine birkaç ülkede görüldüğü gibi, isim vermek istemiyorum, dine dayalı bir devlet kurulacağı şeklinde korkulara mahal yoktur. Ve şunu da söyleyeyim birçok şeyler herkes tarafından öğrenilecek. Din Allah’la kul arasındaki münasebetleri tanzim eder. Peygamber dahi insanları hiç zorlamamıştır. İnsanların birbirine karışması, sen dini icaplara uyuyorsun, sen uymuyorsun şeklinde birbirine karışması dinle alakalı bir olay değildir. O zaman insanlar dünyayı birbirine dar ederler. Herkesin birbirini hoş görmesi tahammül edebilmesi lazım.

    Türkiye’yi farklı eksende tasavvur edemiyorum

    Cumhuriyetin 96’ncı yıldönümünü kutlayacağımız tarihte (2019), AB normlarında bir ülke olma ihtimalimiz var mı? Farklı bir eksende olabilir miyiz?

    Sanmıyorum. Daha evvel söyledim. Türkiye 2019 yılından önce 2013-2014’lü yıllarda, belki dünya konjonktüründeki Avrupa’daki gelişmelere göre daha önce de olabilir, Avrupa Birliği’nin tam üyesi olacaktır.

    Farklı bir eksende olmayız diyorsunuz...

    Başka bir eksen tasavvur edemiyorum. Eğer eksen sözkonusu ise o eksen Vancouver’dan Viladivostok’a kadar giden alanda uygar dünyanın barış içinde yaşamasıdır. Türkiye bunun dışında kalamaz. Zaten cumhuriyetin felsefesi odur. Senin dediğin ancak bir şartla olur, aklımdan hiç geçmez.

    Yani...?

    Yani Türkiye Cumhuriyeti yerine başka bir idare kurulmuş olması... Hiç aklımdan geçmez.

    Ama o felsefe aşındırılıyor, dönüştürülüyor kaygısı var...

    Aşındırıldığı kadar da güçleniyor. Aşındırdık diyenler aynı zamanda o felsefeyi güçlendiriyorlar. O felsefenin sahiplerini daha da inançlı hale getiriyorlar.

    En hassas konu birliktelik

    O gün, yani 2020’de hukuk sistemimiz, Güneydoğu meselesi, başörtülü yüksek okul öğrencilerinin durumu, eğitim ve kültürel iklim nasıl şekillenebilir?

    Şimdi bakın bazı sorunlar var, zaman bunların çözümsüz olduğunu gösterir. Her sorunun çözümü yok. Ve onlarla beraber yaşamayı öğrenirsiniz. Bazı sorunlar var. Bu sorunlara taraf olanlar bir makul uzlaşmayı bulabilirler. Ben Türkiye Cumhuriyeti’nin birliğini, dirliğini zedeleyecek herhangi bir şeyin olabileceğine kani değilim. Birliğini zedeleyecek herhangi bir çözümün olabileceğine kani değilim. Herhangi bir sorunu çözüyorum diye Türkiye Cumhuriyeti’nin birliğini ve bütünlüğünü zedeleyecek bir çözüme taraftar değilim, karşıyım. Bu Avrupa Birliği’ne girmek olabilir, bu başka herhangi bir şey olabilir. Türkiye Cumhuriyeti’nin en hassas noktası birliğidir, birlikteliğidir, beraberliğidir. Bu birliktelik ve beraberlik bozulduğu takdirde kıyamet demektir. Ve bu ülkenin insanlarının başına gelebilecek en büyük kötülüktür. Onun için herkes aklını başına toplamalıdır. Bir arada beraber yaşamanın şartlarını Türkiye bulacaktır.

    10 yıl içinde bulmuş olacak...

    Söyledim. Bazı sorunlar var olabilir, bazı sorunlar var yaşamayı öğrenirsiniz. Bazı sorunlar var, başka bir zaman da olur, O sorunlar sizi tahrip etmez. Mühim olan mesele kendinizi sorunlara tahrip ettirmemektir. Onları daha kötü hale getirmemektir.

    Bu toplum içine kapanmaz yoksa kıyamet kopar



    Önümüzdeki 10 yıl içinde Türkiye’nin öncelikle çözümlemesi gereken sorunlarını nasıl sıralayabilirsiniz?

    Şöyle sıralayabiliriz. Birinci sorun hukukun üstünlüğüne uygun olarak yargının bağımsızlığı ve yargının makul zaman içerisinde kararlarını verebilmesidir. İkinci sorun Türkiye’nin daha iyi yönetilmesidir. Türkiye çok merkeziyetçidir. İdarenin mutlaka reformdan geçirilmesi ve bu merkeziyetçilikten biraz daha uzaklaşması lazımdır. Üçüncü sorun Türkiye’de eğitimdir. 8 senelik ilkokul öğretiminden geçmeyen kimse kalmamıştır diyeceğiz. Bu ülkenin her kişisi sosyal güvenlik şemsiyesi altında olabilmelidir. Hava kirliliği; su kirliliği; deniz kirliliği gibi kirlilikten Türkiye’yi uzaklaştırmalıyız. Türkiye’nin yeşil örtüsünü ormanını ağacını koruyabilmeliyiz. Çevresini koruyabilmeliyiz.

    “İçine kapalı ve farklılıklara hoşgörüsüz” bir topluma dönüşme ihtimalimiz var mı?

    Hayır yoktur öyle bir ihtimal. Yer yer öyle şeyler olabilir. Bu toplum içine kapalı olmaktan 1920’li yıllarda büyük Atatürk’le birlikte çıkmıştır. Sosyal hadiseler geriye doğru gitmez. Bu toplumu içine kapamaya kalksanız kıyamet kopar. Geriye gittiği görülen bir takım şeyler istisnadır. Bunları kural saymak yanlıştır. Dünyaya, dünyanın gidişatına karşı çıkamazsınız. Böyle çağdaş bir Türkiye, uygar dünyayla beraber yaşamaya alışmış, siz bunu uygar dünyadan koparacaksınız, orta çağa götüreceksiniz, bunu tasavvur edemiyorum, aklım almıyor. Hayalime de sığmıyor doğrusu.

    Türkiye’de dinle devlet ayrılmıştır rejim budur

    Cemaatlerin rolünü nasıl değerlendiriyorsunuz?

    Onları ölçmek fevkalade zor. Eğer siyasi parti gücünü kudretini, siyasi partiden değil de, cemaatlerden - cemaatler kanuni kuruluşlar değildir- almaya kalkarsa bir süre sonra siyaset biter. Çünkü siyasetin yerini din alır. Yanlıştır. Kanunlar cemaate müsaade ediyor mu, resmen faaliyette bulunmasına müsaade ediyor mu? Etmiyor. Eğer kişi faaliyette bulunuyorsa kişisel ibadet veya toplu ibadet dışında başka bir şey yapıyorsa cem-i cemaat hüviyeti içinde, kanunların müsaade etmediği bir bünye içinde bir şey yapıyorsa o yanlıştır. Siyasi partiler eğer vatandaşın önünde siyasi sloganları, siyasi söylemleri kullanmak yerine, cemaatlerin hoşuna gitmek için dini sloganlar veya dini söylemler kullanmaya kalkarsa o zaman rekabet siyasette olmaz dinde olur. Siyaset de biter.

    Size göre var mı?

    Bu çeşit iddialar var. Zaten Anayasa Mahkemesi’nin parti kapatma kararları var o yüzden. Bugünkü iktidar partisinin Anayasa Mahkemesi’nde verilmiş kararı var, laikliğe aykırı fiillerin odağı olmuştur diye.

    Bu durumda laik cumhuriyetin laikliğe aykırı eylemlerin odağı bir parti tarafından idare ediliyor olması çelişki değil mi?

    Tabii çelişki. Zaten bir çok çelişki var .

    Nasıl aşılacak bu çelişkiler?

    Sandıkla aşılacak. Şimdi bakın halkın iradesi eğer Türkiye’de hoşnut olunmayan şeyleri düzeltmiyorsa o zaman şu biçimde veya bu biçimde bunalım kaçınılmazdır.

    Nasıl bir bunalım?

    Yani bunalımdan kastım da yanlış anlaşılmasın darbe marbe falan demiyorum. Bunalım, halk bunalmış demektir. Neticede rejime sadık halk, hem rejime sadık hem de sahip olacaktır hem de rejimin istikametinin tersinde olacaktır. Hayır bu düşünülemez. ’Efendim o çeşit şeyler oluyor’ diyeceksiniz o çeşit şeyler oluyorsa onlar uzun ömürlü olmaz. Benim söyleyeceğim odur. Biraz sabır... Zaman çok önemli hadise...

    Size göre cemaatlerin rolü 10 yıl sonra artmış mı olacak, azalmış mı olacak?

    Tabii şöyle bir şey olmaz. Dinle devlet ayrılmıştır. Rejim budur. Seküler rejimdir bu. Dinle devlet ayrılmışsa ki ayrılmıştır bunu gerektiren kanunları devlet uygulayacaktır.

    Ama kanunları değiştirmek veya uygulamamak da mümkün...

    Biraz zor. İkisi de biraz zor. O zaman tabii her şeyin bittiği anlamına gelir. O zaman bir karşı devrim sözkonusudur. Öyle bir şeyin başarıya ulaşacağına kani değilim. Bütün devrimlerin karşıtı olur, onu söyleyeyim. İşte Fransız devrimi. Kaç defa karşı karşıya kalmıştır karşı devrimle. Ama neticede devrim yaşıyor.

    Sandıktan yüzde 60-70 oy alan bir parti kanunları değiştirebilir veya uygulamayabilir...

    O sandık gider başka sandık gelir. Halkı tutamazsınız. Eğer onlar sadık ve sahipse hiç kimse onların sessizliğine aldanmasın. Hiç kimse büyük Atatürk’ün kurduğu cumhuriyeti başka bir şekle tebdil edemez.

    Cumhuriyet devrimini bir karşı devrimle değiştirmiyor ama dönüştürüyorum derse...

    O kanuna karşı hiledir. O hileyi anlayacak kadar akıllı insan vardır. Anayasa’nın başlangıç bölümündeki ifadeler önemlidir.


    | 18956 okunma | 0000-00-00
    Facebook'ta paylaş Google'da paylaş Digg'te paylaş delicious içinde paylaş twitter içinde paylaş Favorilere Ekle Arkadaşına Gönder Yazdır



    Sen de yorum yapmak ister misin ?

    Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir.
    Yazılanlardan YorumAnaliz.com sorumlu tutulamaz.
    İstendiği takdirde sizin IP niz olan "38.107.191.84"savcılığa verilecektir.
    Yorum yapmak ister misiniz?
    Yorum Yapan : Misafir
    0 Yorum Yapılmış

     
     
    2010 K-Network : Doktorlariz.biz | YorumAnaliz.com | 61burada.com | Kitapizi.com