Kutlamak için hak etmek gerek!

Aslında bugünü kutlamayı en çok hak edenlerden biri sayılmam yanlış olmaz, çünkü yaşadığım toplumun kadınlarının yasalar karşısında erkeklerle eşit vatandaş haklarına sahip olması için çok uzun yıllar emek verdim.


Diğer tüm konuları bir yana bırakarak, kadın haklarının kazanılması yönünde hiç yılmadan çalışan hukukçulara ve kadın kuruluşlarına (aralarında heykeli dikilecek kadınlar vardır) yıllarca hemen her yazımda gerekli basın desteğini vermeye çalıştım. Türk Ceza Kanunu’na şiddete uğrayan kadınlar ve çocuklar için akıl almaz haksızlıkta ve suçu teşvik eden, mağduru ezip suçluyu koruyan yasa maddeleri koymaya kalkan koca koca ‘Prof.’lara büyük tepki göstermem nedeniyle hakkımda yıllar öncesi için daha da büyük bir tutar olan toplam “150 bin TL”lik davalar açıldı.



O gözü pek ve yürekli kadın hukukçuların hepsi beni gönüllü olarak savunmak için öne çıktılar. Kadın erkek yüzlerce vatandaş bize destek için adliye koridorlarını doldurdu ve sonunda o davaların hemen hepsini biz kazandık.



Yalnız davalar değil, onlarla birlikte bu dehşet verici maddelerin TCK’ya girememesi ile tecavüz, cinayet gibi suçlara ağır cezaların getirilmesi açısından tüm kadınların davası da kazanıldı. Tecavüzcülerin, tecavüze uğrayan kadınla evlenmesi halinde kurtulması önlendi. “Tacize-tecavüze uğrayan çocukların rızası olup olmadığı sorulsun” gibi çağ dışı, akıl dışı maddeler yasalara giremedi.



ERKEKLE EŞİT HAKLAR



Medeni Kanun’da kadınların evlilik süresince edinilen mallara ortak olmasını sağlayan değişikliğin yapılması için de kadın kuruluşları ve hukukçularla dayanışma içinde benzer bir çalışma yürüttük. Bakanlarla, komisyonlarla görüşerek doğru kararların çıkmasını sağladık.



Bugün arşivlere bakıldığında gazetecilerin çoğunun bu konularla pek ilgilenmediği günlerde yaptığım aralıksız çalışmayı görmek mümkündür, bununla birlikte yıllardır Kadınlar Günü’nü kutlamayı reddediyorum.



Eksik olmasınlar, her yıl olduğu gibi bu yıl da Türkiye’nin her köşesinden kadın kuruluşları, kulüpler, dernekler 8 Mart’ta beni aralarında görmek istediklerini bildirdiler. Ben de isterim ama inanın artık sorunları kadın kadına birbirimize anlatıp durmak, ertesi yıl hiç birşey değişmemiş şekilde yeniden tekrarlamak içimden gelmiyor.



Düşünün bu ülkede hâlâ küçücük çocuklar ve hatta bebekler her gün sapıkların saldırısına uğruyor. Hâlâ çocuk yaşta kızlar “sinemaya gittiği veya biriyle konuştuğu” için bile aileleri tarafından vurularak, boğularak, kesilerek, toprağa gömülerek öldürülüyor ve katillerin çoğu kısa süre sonra serbest kalıyor.



Hemen her gün gencecik kadınları, sırf reddedildiği için ya da parasını almak için vahşice, işkenceyle öldüren katillere bile hak ettiği cezalar verilmiyor.



“HAFİFLETİCİ NEDEN” SKANDALI



Son olarak Malatya’da otobüs durağında bekleyen genç kadın öğretmeni işkenceyle öldüren sapığı ve Bağcılar’da bir başka genç öğretmeni küçük öğrencilerinin önünde vuran, sonra da boğazını kesen katili duyduk.



Batı ülkelerinde bu suçların cezası tartışmasız ömür boyu hapistir ve hiçbir affa uğramaz. Türkiye’de ise açıkça ortada ki bu en ağır suçlara bile “hafifletici neden” bulunuyor, hatta katilin/tecavüzcünün iyi hali olurmuş gibi kıyafetine bakıp “iyi hal indirimi” yapılıyor.



Hakimler bunu yaptıkları gibi, bütün bunları takip eden ve haksızlığa tepki gösteren, adaletsizliği önleyen bir kurum, kuruluş yok.



“KARDELENLER” DE TU KA KA!



TBMM’deki kadın milletvekilleri derin uykudalar, seslerini duyan yok... Kadın ve Aile’den Sorumlu Bakan deseniz o TV dizilerindeki erotik sahnelere tepki göstermekle meşgul... Geçenlerde “Amaçlarının 2013 yılında çocukların yüzde 100’ünün ilköğretim okuluna gitmesi olduğunu” söylerken; “O zaman Kardelen projesine ihtiyacımız kalmayacak” diyerek çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’nin yıllardır binlerce kızı okuttuğu



Kardelen Projesi’nden de kurtulmak istediklerini belli ediyor.



Neden ihtiyaç kalmasın? Siz okuturken Kardelen Projesi de yardımcı olsa fena mı olur?



Nasılsa AKP’nin bir projesi de “En az 3 çocuk” olduğuna göre milyonlarca çocuğa devletin el uzatması mümkün olmayacak. Doğu’da okula gitmek için salla dereler geçen, dize kadar karda kilometrelerce yürüyen, ayağında ayakkabısı/üstünde önlüğü olmayan binlerce çocuk yok mu? Kız olduğu için okula gönderilmeyen binlerce çocuk yok mu? Hepsine yetişebiliyor musunuz?



İşte bu “gide gide bir arpa boyu yol gitme”ler, aynı olayları aynı kafalarla, aynı çemberin içinde yaşayıp durmalar beni“8 Mart”ı kutlamaktan uzaklaştırdı.



Kutlamak için önce hak etmek gerekir bana göre... Ve yine bana göre; “oturduğumuz köşelerden olayları kayıtsızca izleyerek” hak etmiyoruz!


Ruhat Mengi-Vatan Gazetesi



http://www.YorumAnaliz.com/kutlamak-icin-hak-etmek-gerek-12384.html