KURBAN'A DAİR

Kurban kelime anlamı ile “yaklaşmak, yakın olmak” anlamındadır ve
Kur-an, Furk-an ve sult-an gibi mübalağa kipinden olan kelimerle aynı vezinden gelir. Böylelikle “yaklaşma”nın tüm olumlu anlamlarını kapsar ve yakınlığın nihai noktası “huzurda” olmak anlamına gelmektedir, Yani Kurban, “sürekli huzurla olmak” demektir.
Elbet kurban ile kastedilen “Allah’ın yaklaşması” değil, “Allah’a yaklaşma”dır.
Zira Allah kuluna zaten yakındır; hem de şahdamarından bile yakın.
Mesele kulun Allah’a yakın olup olmaması meselesidir. Ve kurban, tüm ibadetler gibi kulu önce kendi öz benliğine, sonra Allah’a yaklaştırır.
Kurban da, diğer birçok ibadet gibi, Muhammedi davetle ortaya çıkmış bir ibadet değildir. Kuran’dan anlıyoruz ki, önceki ümmetlerde de kurban ibadeti emrolunmuştur:
“Biz her ümmet için kurban kesmeyi bir ibadet kıldık” (Hac 34).
Ve şöyle devam eder…….
“Onların ne etleri, ne de kanları Allah’a ulaşır; fakat sizden O’na ulaşan yalnızca O’na karşı gösterdiğiniz derin sorumluluk bilincidir. Böylece, onları size musahhar kıldı ki, size yol gösterdiğinden dolayı Allah’ın yüceliğini layıkıyla takdir edesiniz; ve (sen Ey Peygamber,) iyileri müjdele” (Hac 36-37).
Bu ayetler kurbanın hikmetini onun eti ve kanı gibi maddi unsurlarında, sosyal ve ekonomik katkısında değil, manevi boyutta aramamız gerektiğini gösterir.
Hayvanların kurban edilmesine gelince;
Bunun cevabı gene Kuran acıklıyor…….. „Biz onu sizin için içerisinde nice hayırlar barındıran Allah’ın simgelerinden biri olarak (ibadet) kıldık: /…/ Bu böyledir; zira Biz onları sizin emrinize amade kılmışızdır; umulur ki şükredersiniz.“
Son yıllarda medyada (Genelde bunlarda Kurban’a ve Allah’a ibadete pek önem vermeyen çevreler) çeşitli polemiklere konu olan kurban ibadetiyle ilgili derin bir anlam kaydırması çabasında olduğu gözleniyor. önce "ne olsa gider, tavuk da, Hindi de kurban yerine geçer" diye yazılmaya çalışıldı.
Şimdi de "kurban yerine yoksullara para verilse de olur" diyerek insanlar Kurban ibadetinden alıkonulmaya çalışmaktadırmar.
Anlam kaymasına yol açan sebeplerin başında (kasıtlı saptırma çabalarının haricinde),kurban ibadetinin tanım ve maksadının doğru şekilde anlanılmamsından kaynaklanmaktadır.
Yukarda da belirttiğim gibi; "Kurban"ın Allah'a yakınlaşmayı sağlayan bir ibadettir.
Yani Allah'a yakınlaşmak maksadı ile kişinin en sevdiği şeyi Allah'a feda edebilecek derecede yüksek takva sahibi olduğunu sembolle ifade etmesidir.
Yani dünyada her neyi en çok seviyorsak, her neye çok değer veriyorsak, onu Allah'a feda edebilecek durumda olduğumuzu sembolük olarak belirtmeye çabasıdır.
Tabii ki dünyada en çok sevdiğimiz şey bir hayvan değildir.
Belki en çok çocuğumuzu severiz.
İşte öylesine bir takva hedefine yöneliyoruz ki, varılacak ideal menzilde çocuğumuzu dahi Allah'a feda edebildiğimizi dile getirmiş oluyoruz. çünkü bu ibadetimizle bunu yapmış, yani en sevdiği çocuğunu Allah’a yaklaşabilmek için feda etmeye hazır olmuş o mübarek şahsiyeti gibi bizde aynı fedakarlığı yapmaya hazır olduğumunuzun bir ifade şeklidir.
Geç yaşında kavuştuğu oğlu İsmail'i feda edebilmeyi göze alan Hz. İbrahim bunu açıkça ortaya koymuştu. İsmail'ini bıçak altına yatırıp bu zor sınavı kazanmıştı. İbrahim'i Allah'a yaklaştıracak olan fiil buydu. Kurban oğluydu, zor da olsa onu feda etmeyi göze aldı. Allah'ın kana ve ete ihtiyacı olmadığı için, İsmail'i sembolize etmek üzere İbrahim'e bir koçu kesmesini emretti. O halde maksat Allah'a yaklaşmak, anlamı kişinin en sevdiği şeyi (oğlu, malı, serveti, statüsü, kabilesi, ulusal çıkarı vs.) feda edebilme cesaretini gösterebilmesi.
Kurban ibadetinin zahiri (görünen) maksadı ve anlamı budur.
Bir diğer gayesi, yani dolaylı varılan sonucu ise, kurban etiyle artıkları ile sağlanan faydadır. Mademki hayvan kesilmiştir, bu fiille maksat ve anlam tahakkuk etmiştir, kesilen hayvanın etinden ve derisinden istifade edilecek, bir kısmı ev halkına ayrıldıktan sonra diğeri yoksullara dağıtılacaktır.
Kurban vasıtasıyla elde edilen et, kurban ibadetinin maksadı ve anlamı değildir; dolaylı bir öneme sahiptir. Buna göre birisi sadece yoksullara et dağıtmak üzere hayvan kesecek olsa, kurban ibadetini yerine getirmiş olmaz, sadece hayırlı bir iş yapmış olur.
Şunu kesinlikle hiç unutmamak gerekir. İbadette temel taş niyettir.
Fethullah Gülen Hocaefendi tam da bu konuda çok isabetli olarak şunları söylemektedir: "İbadetlere en önemli derinliği katan ve aynı zamanda onları taklitlerinden ayıran husus niyettir."
Niyetlerimizi ve amellerimizi tashih edelim.
Bütün Müslümanların Kurban Bayramı'nı tebrik eder, hayırlara vesile olmasını dilerim.
(kısmen alıntıdır)
| 12825 okunma | 2009-11-28