İNSAN MISINIZ ?!...
Yıl 1914-1918 1.Dünya Savaş’ı………
Sömürge rekabeti, Pazar arayışı, Ham madde mücadeleleri ve nihayetinde bir sürü ‘İNSAN’ kıyımı.
Yıl 1939-1945 2.Dünya Savaş’ı………
Yine
devletler arası siyaysal dengelerin bozulması, ülkeler arası rekabet,
ekonomik sorunların artması ve nihayetinde yine bir sürü ‘İNSAN’ kıyımı.
Tarihler,
mekanlar, yerler, kişiler değişse de; senaryolar, tablolar, ideolojik
saplantılar hep sinsi şekilde varıklarını devam ettiriyorlar….ve olan
hep zavallı ‘insan’a oluyor!.. Peki insan derken, onları da yapanlar insan değiller mi?(!) tartışılır...
20.yy’dan
günümüze değişen neler peki onları düşündünüz mü hiç?.. Savaşalarla yok
olan değerler, ters yüz edilen inançlar, psiko-sosyal, bio-sosyal
yönden yetersizleştirilen kimliksizleştirilen, görmezden gelinen
insanı düşündünüz mü hiç?...
Ya da Franz Kafka’nın ‘Dönüşüm’ adı ile çevrilen eserindeki gibi ‘’Bir sabah uyandığımızda, yatağımızda kendimizi böcek olarak, uyanabileceğimizi tasarlayabilir miyiz?’’
Şu an bir insan mı yoksa bir böcek olarak mı yaşıyoruz, yaşıyorsunuz,ya da yaşıyorlar mı? Adına insan
denilip de korkuyla, yalnızlığa terk edilmiş, sistemlere boyun eğen,
hiçbir demokratik talepte bulunamayan, özgürlüğün bırakın anlamını
kavram olarak da duyabildiğinden şüphe duyulan, sürü toplumunda hep
sindirilen hiyerarşi ve otoriteye karşı hiçbir söz hakkı bulunmayan
zaten talepte etmeyen, birbirine yabancılaşmış, yobazlaştırılmış,
sadece çarkın dönmesini sağlayan bir makine parçası, meta olan ‘insan’ mı ?! Ya da böcek denilip
de duyguları, değerleri önemseyen, olanların farkına varabilen, duyarlı
olan, daha da bilinçlenmiş, sürüden ayrılarak bireyselliğinin farkına
varan mı?...
Bence ne olursa olsun her şeyden önce insan olarak varoluşmuz da araçsal değil amaçsal birliktelik önem taşımalıdır...
Hep insanın yaptıkları yapamadıkları, nitelikleri üzerine vurgu yapmaya çalıştım, kendimce. Şimdi üstat Nazım Hikmet’in
de atfettiği gibi ''Memleketimden İnsan Manzaralarına'' göz atalım…
Neler oluyor neler bitiyor yetmiş milyonu geçkin insanı barındıran Türkiye’miz de…
*Güzel ülkemizin güzel insanı, çok saygıdeğer Ba(O)şbakanımız;
O
bir insan… O bir kendi bilinçsizliğini, düşüncesizliğini tüm topluma
mal etmeye çalışan… O bir terörist ile vatansever ayrımını dahi
yapamayan… O bir safsata paşası.. Pardon bu aralar peygamberi!
(sonradan melek oldu ama.) O bir insani değerlerden bi haber ‘Kendi
Halkı’ için çalışan (zamanla hangi cemaati kastettiğini bilgilerimize
sunacak.!)
*Aynı şekilde Bakanlarımız, Millet vekillerimiz…
Onlar
da birer insan… Kimisi gemicikler de, kimisi yatlarda ,kimisi gizli
evlerinin havuz başlarında,kimisi hayali ihracatlarda, kimisi siyasi
tangolarda,kimisi de … bitmiyor ki ! 550 millet vekiline 608 dava
dosyası düşen Türkiye’miz de…
*Tekel İşçileri…
Onlar gerçek ‘insanlar’…
Yaklaşık
iki aydır onurları, şerefleri için mücadele gösteren,
evlerinden,ailelerinden, haklarını bırakmama ihtiyaçlarıyla uzaklaşmış,
bir yandan hasretlik gurbetlik çekerken, bir yandan da olanlara seyirci
kalmayıp bir raddeden sonra ‘dur!’ deyip sokaklara dökülen,hala milli gücün-milli birliğin yıkılmadığını gösteren, bağımsızlığı uğruna her şeyi göze alan ‘insanlar’…
*İtfaiye İşçileri…
Onlar da gerçek ‘insanlar’…
Ekmekleri, şerefleri, haysiyetleri için baş koydular bu yola, döküldüler Büyük Şehir karşısında ki parka…
Her türlü polis şiddeti, biber gazı, tanklar, ne faydadır ki milli gücün ortak düşüncede bütünlenişine. Mehmet Akif’in
de dediği gibi; ‘’Hangi çılgın bana zincir vuracakmış,şaşarım!’’ Bu
beraberliğin, örgütlü bütünlüğün, bozulabileceğine kim fırsat verir ki,
verecek ki? Şaşarım…
‘Hürriyet’i sadece gazete olarak bilenler de insan,amaçları uğruna ölümü göze alanlar da ‘insan’…
Şimdi sizler kendinize sorun bakalım! Ne kadar ‘İnsan’ sınız… Ya da İnsan mısınız… ?!
TüLAY DEMİR*
| 4932 okunma | 2010-02-21